« Önceki |

16/8/2007

BÖYLE DUA ETTİNİZ Mİ?

 

Dua ederken aşağıda belirtilen on kuralı uygularsanız, duadan çok daha fazla yararlanabilirsiniz:



1- Her gün bir köşeye oturun. Hiçbir şey söylemeyin. Yalnız Allahı düşünün. Böyle yaparsanız dimağınızı Allaha açmış olursunuz.



2- Sonra basit cümlelerle sesli olarak dua etmeye başlayın. Kafanızda olan herhangi bir şeyi yaradana söyleyin. Allahla kendi günlük dilinizle konuşun, o sizi anlayacaktır.



3- Her gün işe giderken, trende veya otobüste dua edin. Dua ederken gözlerinizi kapayın, dünyayla ilişkinizi kesip yalnızca Allahın varlığını hissedin. Bunu her gün yaptıkça Allah’ın varlığını daha iyi hissedeceksiniz.



4- Dua ederken Allah’tan her gün bir şeyler istemeyin, onun yerine bize bahşettiği nimetler ve yaptığı yardımlar için teşekkür edin.



5- Dua ederken dualarınızın sevdiklerinize ulaşacağına, Allah’ın da onları sevip koruyacağına inanarak dua edin.



6- Dua ederken aklınıza hiçbir olumsuz düşünce getirmeyin. Yalnız olumlu düşüncelerle ilgili dualar etkili olur, bunu aklınızdan çıkarmayın.



7- Daima Allah’ın sizin için yapacaklarını kabul edeceğinizi belirtin. Allah’a isteklerinizi de belirtin, fakat Allah ne yaparsa onu kabul edeceğinizi de ifade edin. Onun sizin için yaptıkları, sizin isteklerinizden her zaman daha iyi olur. Bunu da sakın unutmayın.



8- Herşeyi Allah’ın ellerine bıraktığınızı belirtin. Allah’tan size en iyi şeyleri yapma yeteneği vermesini isteyin. Hareketlerinizin her türlü sonucunu Allah’ın kararına bırakacağınızı belirtin.



9- Sevmediğiniz ve size kötü davranan insanlar için de dua edin. Gücenme, manevi gücün ortaya çıkmasında en büyük engeldir.



10- Kendileri için dua edeceğiniz insanların bir listesini yapın. Bu listeye sizinle doğrudan ilişkisi olmayan, uzaktan tanıdığınız insanların ismini de yazın. Ne kadar çok insan için dua ederseniz, duanın faydasını o kadar çok görürsünüz

--------------------

16/8/2007

CANIM KURAN IM

 

 

SENI RABBIMIN SÖZÜ DIYE SEVIYORUM

SENI CEBRAIL PEYGAMBER (SAV) GETIRDI DIYE OKUDUM

SENI PEYGAMBERIM ÖVDÜ DIYE EZBERLEDIM

CANIM KURANIM SENI HERSEYDEN ÇOK SEVDIM

CANIM KURANIM NE GÜNLER GEÇIRDIK SENINLE

BAZEN SEVINCIMI BAZEN ÜZÜNTÜMÜ PAYLASTIN BENIMLE

HASTALANDIM YINE BIRAKMADI SIFA OLDU AYETLERIN

SENI DÜNYALARA DEGISMEM

VER DESELER KURANINI NE ISTERSEN VERELIM DESELER

OLMAZ...

SEN BENIM CANIMSIN KIMSELERE VEREMEM

ZORLA BILE ALSALAR ELIMDEN ZALIMLER

KALBIME YAZDIM SENI SILEMEZLER

CANIM KURANIM CAN YOLDASIM

NE SIRLARIMI GIZLEDIN

KAÇ KEZ GÖZ YASLARIMI SAYFALARININ ARASINA SAKLADIN

"VE GALÜ" DIYE BASLADIM EZBERE "MINEL CINNETI VENNAS" DIYENE KADAR HEPYANIMDAYDIN

UYURKEN BASUCUMDA UYANRKEN KUCAGIMDAYDIN

SANA SÖZ VERIYORUM ÖLENE KADAR KALBIMDE OLACAKSIN

SENI BILMEYENLERE ÖGRETECEK TANIMAYANLARA TANITACAGIM

SANA YAN GÖZLE BAKANIN KARSISINDA OLACAGIM

SON NEFESIME KADAR SENI YASAYACAK VE YASATACAGIM

CANIMIN CANI KALBIMIN NURU KURANIM

SANA HER ZAMAN MUHTACIM

AMA BILIYORMUSUN SENI EN ÇOK NE ZAMAN ARZULARIM

HANI PEYGAMBERIMIN MÜJDELEDIGI O GÜN VARYA

HANI ANNEMLE BABAM YAKUTTAN TAÇLAR TAKIP CENNETE DOGRU UÇACAKLARYA

ISTE O GÜN KURANIM RABBIMIN HUZURUNA VARDIGIM O GÜN

ISTEMEM NE ZÜMRÜT NE YAKUT NE INCI OLSUN

BASIMDA TACIM SEN OLURMUSUN CANIM KURANIM SEN OLURMUSUN...

 

16/8/2007

SEVİYORUM SENİ KARŞILIKSIZ

Allah’ım;İnan bana karşılıksız seviyorum hep seni
Ne olur Rabbim hiçbir zaman terk etme sen beni
Sensiz olamam,yaşayamam kahrolurum ölürüm ben
Biliyorum hiçbir zaman merhametsiz olamasın sen


Senden ayrılmam,bu can bu tende kaldıkça ölsemde
Allah’ım;seviyorum seni karşılıksız ,sen beni sevmesende 


Şunu bil  ki,seni zikretmeden zaman bile geçmiyor.
Sana aşık yaralı kalbim sana tapıyor,seni seviyor.
Allah’ım; Sensin arkadaşım,umudum aşkım her şeyim
Geliyorum sarıl bana kainattaki tek sevdiğim tek eşim 
                                                                                              

Senden ayrılmam,bu can bu tende kaldıkça ölsemde
Allah’ım;seviyorum seni karşılıksız ,sen beni sevmesende


İTİRAF
Allah’ım sana Aşıkım kalpten.Sensin bu sevgiyi veren
Tövbe ettim.dergahım evim;gücümce ibadet elden gelen
Razı ol benden sağlıksızım; aksıyor ibadetlerim istemeden
Bağrım yanık gözüm yaşlı kapanırım secdeye hemen


Hiç umudumu kesmem iki kez mağfiret isterim senden
Memnunum senden Allah’ım sende memnunmusun benden
Boğazım tıkanır ağlayamam,başım kalkmaz secdeden
Daha çok faydalı olmak isterdim çaresizim bu geliyor elden

İki gözüm kör oldu;Nafile hüzünlenirim daim istemeden
Affetbeni Rabbim!dileklerim sıralanır dökülür hemen dilden
Tek arkadaşım Can yoldaşım neolur şikayet etme benden
Utanırım kendimden;yinede umudumu kesemem senden

Geceler karanlık,gündüzler puslu yardım beklerim heran
Zorluklardan sana sığınılır daim, biliyorum bu bir imtihan,
Bana düşen sabredip,şükretmek yardımın gelir birgün elbet
Aşıkım,kulunum kölenim tüm teslimleri yapmamı nasib et.


Yardımın olmazsa kaybetmeye mahkumum her zaman
Beni sensiz yalnız bırakma yardım gönder daim her an
Gecelerim sabah olsun dostumsun Ya Hak göster rızan
Kazandır imtihan Sen Teksin,Hak’sın. zülcelali vel ikram.

Kalp gözüm kulağım aç sabır tükendim kalmadı bende
Gündüzüm gecem karıştı mecnunun yalvarıyor seherde
Tüm benliğimle sana teslimim, fizik beden kalmasın bende.
Sana aşıkım Allah’ım.seviyorum seni, beni hiç sevmesende 

 

MUTLULUK SENİNDE HAKKIN,
Düşün ? anahtarı bulursun…

Bir ömür boyu mutluluk hayalleri kurar,Daim arar durursun
Yaşarken Allaha ulaşmayı dilemezsen,boşuna yorulursun
Üstüne üstlük birde şeytanın dostu ve kulu olursun
Cehennemde saçlarını yolar, kafanı taştan taşa vurursun

Onu isteyecek,arayacak,hissedecek ve bileceksin
Samimiyetle yaşarken Allaha ulaşmayı dileyeceksin
Her an ve her yerde Allah Allah diye zikredeceksin
Mutluluk seninde hakkın, Cennetle müjdeleneceksin

Ta kalbinden Mürşidine taabiyeti gerçekleştireceksin
Ruhun bedeninden ayrılacak ölmeden önce öleceksin
Ölümlerin en güzeli, girdap girdap göklere süzüleceksin
Mutluluk seninde hakkın, imanla kenetleneceksin

Gerçek islam yaşanacak,Kuran ve tasavvufça öğreneceksin
Dilsiz ve sessiz, en güzeliyle Allah diye zikredeceksin
Birdaha zulmetin sonsuz karanlıkarına dönmeyeceksin
Mutluluk seninde hakkın, gerçeği görüp idrak edeceksin.

Yeminine sadık kal, gıpta etsin ,örnek alsın tüm kullar
Nefsini kökten temizle,içinde kalmasın afet ve karanlıklar
Allah ve Mürşid sevgisi taşımalı,daim tüm vicdanlar
Mutluluk seninde hakkın, böylelikle mutlu olur insanlar. 


CANIM,PAMUK BABAMA

Sen Allahın kutlu kulu temiz tertemizdir yolu
Şevkat dolu bütün ruhu nurlar saçar sağı solu
Doğruluktur onun yolu,gözleri hep yaşla dolu
Mutlu eyle onu ALLAHIM canım babam kanım babam

Adalettir onun özü nurlu şirin onun yüzü
Güzellikler dizi dizi,fedakarlıktır hep sözü
Dua’sı söndürür köz’ü, açıktır kalbinin gözü
Mutlu eyle onu ALLAHIMcanım babam kanım babam

Sevgisini bize veren üstümüze kanat geren
Etrafına güller deren varlıgı hep huzur veren
Gönüllere nurlar seren ,taabileri hepsi Eren
Mutlu eyle onu

ALLAHIMcanım babam kanım babam

Geniş sıcak kalbi vardır huzur bulur kişi orda
Nurlu yüzlü tatlı sözlü işte onun sırrı burada
Nefsinin burnunu kır’da,seni bırakmaz hiç darda
Mutlu eyle onuALLAHIMcanım babam kanım babam

Evliyadır soy ağacı ulu tanrım ona acı
Cennetini ver babama bu dünyada olsun hacı
Göremedim ben babamı,kalbime batıyor sancı
Mutlu eyle onu ALLAHIM canım babam kanım babam

Ne söylersin be hey falcı,herkez ona kardeş bacı           
Ne söylerse söylesinler,o benim başımın tacı
Tanrım sen gösterme acı hepimiz ona duacı
Mutlu eyle onuALLAHIMcanım babam kanım babam

Sevgi sunar dizi dizi mutlu eder hepimizi
Uzun ömür ver Allahım güldür bizim yüzümüzü
Cehennemden kurtaracak hem bizi, hem de sizi.
Mutlu eyle onu ALLAHIM canım babam kanım babam

Kadir mevlam duy beni sen topla bizi bir arada
Mutlu olmak onun hakkı mahzun etme bu dünyada
Umudum sensin Allahım bari göster sen rüyada
Mutlu eyle onu ALLAHIM kanım babam pamuk babam.

 

CANIM ALLAHIM

Seni istiyor,seni duyuyor, seni buluyorum her an içimde
Sensiz her şey boş,her yer serap.Kök salmışsın kalbimde.
Ruhlar gerçek değerini bulur,kendi sahibinde
Her şey geçici, her şey değersiz yalancı dünya aleminde.
Allahım;sana inandım,seni hissettim,seni tanıdım.Senden vazgeçmem.

Ne söylerlerse söylesinler,daim bana vız gelir,seni asla terk etmem.
Cehenneme gidermişim ,şeytana taparmışım,beni kaybetmişler,affet. Olmuşum,dangalak,deli.Hepsi laf saladası hepsi boş gerçek dışı
Bunları söyleyenler bilmiyorlar ki kendileri şeytanın esiri ve yoldaşı
Allahım sana inandım,seni hissettim,seni tanıdım.Senden vazgeçmem.

Özgür irademle Tasaffufu seçtim,yaşıyorum emrettiğin,islamıKuranca
Seninle her anımda mutluyum,huzurluyumŞeytan,banatakamaz kanca.
Bu dünyada huzuru, mutluluğu, yaşamayı öğrettin bana insanca
Sana şükran borcum var,28 basamağı tamamlat ,arzu ettiğin kulca.
Allahım bana inan, bu can bu ten’de kaldıkça senden asla
vazgeçmem.

VUSLATA ERME

 

Rabbimiz istiyor bizden sadece sıcacık bir dilek,
Kalbimizden içtenlikle Allah’a ulaşmayı dileyerek


Bir elin kalbinde nabız atışına uygun yokluğa giderek
Allah Allah diye Rabbini şevkle ard arda zikrederek


Bir yolculuk başlar ki ömür boyu zevkle içten gelerek
Cananı canından çok severek hatıralarını resmederek.

Açar gözlerinizi,kulaklarınızı,kalbinizi vede her zerrenizi
Dört başı mağmur pırıltılı yeni bir dünyaya götürür Allah sizi.


Aşık olmanın Ona yanmanın huzuru kaplar tüm benliğinizi
Yaşamak budur dedirtircesine mutlu hissedersiniz kendinizi.


Şimdi yalnız sen varsınız birde o ,coşkuyla haykırırsınız sevginizi
Allah sunmuş mutlu bir dünya, erdirmiş vuslata kabul etmiş dileğinizi.

ALLAHA KÖLE OLMAK.

Aşık oldum yerleri yedi kat gökleri ve içindekileri yaradana
Nefreti, kini,kıskançlığı kalpten; Gıybeti dilden sildim Allahım
Afetlerin dışında ; sevgi, sevkat,merhamet ve dostluktan yana
Kudretini gördüm, seni bildimve senin kölen oldum ALLAHIM.

Hakikat sana ulaşmayı dilemektir,Resulün bildirdiği haberde
Bilirim ki çok hikmetler gizlidir yirmisekiz merdivende
Kalp gözüyle bakıp,kalp kulağıyla duyunca,her zaman her yerde
Kudretini gördüm, seni bildim ve senin kölen oldum ALLAHIM.

Nefsi teskkiye ,tasfiye ile yaptığımız cihat ile daimi zikirde
Allah için yapılan tüm sohbetler,Kuranın kutsi ahenginde
Sonsuz yaratıp emrimize sunduğun;varlıklar alemi ve her şeyde
Kudretini gördüm, seni bildim ve senin kölen oldum      ALLAHIM.

Yarattığın her varlığın davranışında, renkcümbüşündevezikrinde
Zatından RUH verdiğin insanın,anlamsız olan şeytani kibrinde
Kendilerini zorla cehenneme attıkları mantık dışı cahilliklerinde
Kudretini gördüm,seni bildim ve senin kölen oldum ALLAHIM

Sana verdiğim yeminlerden habersiz yaşadığım dünlerde
KURAN,ın gerçek ruhunu öğretip gönderdiğin mürşidimde
Elli dokuz yıl habersiz şeytanın kulu iken kulun olduğum günde
Kudretini gördüm,seni bildim ve senin kölen oldum ALLAHIM

Cehennemden kurtuldum, hamd ve şükrederim ıssız gecelerde
Ailem ve çocuklarımı düşünüp kederlenirim her anda ve her yerde
Onlara bir fırsat ver,kulaklarını aç kalksın gözlerindeki perde
Kudretini gördüm, seni bildim ve senin kölen oldum ALLAHIM..
Yatarken,yürürken,otururken her halde ve her yerde
Ondokuz yıl Faydasız yüksek okul ve üniversite ilminde
Altmışına basınca ALLAH isminden başka söze yer yok dilimde
Kudretini gördüm, seni bildim ve senin kölen oldum ALLAHIM

Yüce Allahım senden istediğim umutsuz bir yaradır içimde
Çocuklarım ve tüm ailem, sana ulaşmayı dilesinler tez günde
Hepimizi cehennemden kurtar,bir arada mutlu kıl ADN cennetinde
Kudretini gördüm seni bildim ve senin kölen oldum ALLAHIM.


 

16/8/2007

BÜYÜK İSLAM KAHRAMANI ÖMER MUHTAR

 1862’de bir gün, cellâtlarına bile hayat dersi vererek sonsuz âleme uzanacak bir korkusuz dünyaya geldi. Yaradan; onu, istila kuvvetlerinin çizmeleri altında bir vatanın insanlarına dünyevi kazançlar ile değişilmeyecek bir “şeyi” göstermek için gönderdi ve sömürgecilere karşı dâhilik ve iman ile savaşarak tüm dünyaya vatan bilinci ve iman gücü dersi verdirdi.
- 19. yüzyılda Kuzey Afrika’da teşekkül eden Senusi hareketi, içindeki dinamizm sayesinde sömürgecilere karşı Afrika Müslümanlarının nefesini her an diri tutmuştu. Ve o, bu hareketin erleri birer birer kaçarken dimdik ayakta durmayı başarmış, İslami diriliş tarihinin mücadele ve mücahede kanatlarının her ikisinde bitimsiz azmi göstermiştir. Libya’daki direnişini öncüsü ve sembolü olmuştur.
- Graziani’nin yaptığı her şeye rağmen O, davasından vazgeçmedi ve şu sözleri sarf ederek düşmanının esas görüntüsünü çizmişti:  “Şayet Bingazi’den Cabel’ül Ahdar’a doğru gürleyen bir aslan sesi işitirseniz, sakın korkmayın. Zira olaylar ve zafer dolu günler size aslan kürkü içinde yatan bir eşeğin olduğunu gösterecektir.”

MEVLÜT YÜRÜR
1862’de bir gün, cellâtlarına bile hayat dersi vererek sonsuz âleme uzanacak bir korkusuz dünyaya geldi. Yaradan; onu, istila kuvvetlerinin çizmeleri altında bir vatanın insanlarına dünyevi kazançlar ile değişilmeyecek bir “şeyi” göstermek için gönderdi ve sömürgecilere karşı dâhilik ve iman ile savaşarak tüm dünyaya vatan bilinci ve iman gücü dersi verdirdi.
19. yüzyılda Kuzey Afrika’da teşekkül eden Senusi hareketi, içindeki dinamizm sayesinde sömürgecilere karşı Afrika Müslümanlarının nefesini her an diri tutmuştu. Ve o, bu hareketin erleri birer birer kaçarken dimdik ayakta durmayı başarmış, İslami diriliş tarihinin mücadele ve mücahede kanatlarının her ikisinde bitimsiz azmi göstermiştir. Libya’daki direnişini öncüsü ve sembolü olmuştur.
Sömürgeleşmede artık geç kalan İtalya’nın pençesi 1911’de Osmanlı’ya verilen ültimatomla Trablusgarp’a geçti. On beş günlük iş diye küçümsenen işgal, seneler boyu sürecek savaşa dönüştü.

“Canlı ve hazır bir zekâ”
1923’te Senusi hareketinin başına geçen Çöl Arslanı için, sömürgelerde özel olarak yetiştirilmiş, komutanların en acımasızı olan Graziani “canlı ve hazır bir zekâ” demekten kendini alamamıştı. Düzensiz kabileleri düzenlemiş ve İtalyanları şaşırta şaşırta dokuz sene büyük bir mücadele örneği göstermişti. Her yıl en az elliden fazla muharebe, iki yüzden fazla küçük ölçekli çatışma cereyan ediyordu. Sömürgeci İtalya sadece Senusi birlikleri ile değil halk ile de mücadele ederek onları Senusilere daha çok yakınlaştırmıştı. Halk için esaret ölümden beterdi. Ve kaybedecek hiçbir şey yoktu. Hiçbir şey kalmamıştı.
O’na teslim olması için türlü teklifler yapıldı. Eğer cihattan vazgeçerse ve teslim olursa kendisine çok güzel bir köşk ve hayatının sonuna kadar rahat yaşayacağı yüklü bir maaş ve ekonomik yardımlar teklif edildi fakat bu büyük davanın yanında bu teklifler O’nun için bir hiçti! Tarihi bir şamar atarak ellerini boş gönderdi: “… Beni kimse imanım, davam ve cihadımdan alıkoyamayacaktır. Allah onların iştahlarını kursaklarında bırakacaktır.” Bu sözlerin sahibi Libya’nın unutulmaz özgürlük savaşçısı Ömer Muhtar’dı.

Denizin ortasında yönünü bilmeyen bir gemi gibiyiz
Davayı bırakıp kaçanlardan Seyyid Ahmed eş-Şerif’e yazdığı yardım mektubunda şunları dile getirmişti:  “Biliniz ki biz vatanımızın acıklı ve ıstıraplı bir hayat yaşayan evlatlarıyız. Vatan, istila kuvvetlerinin çizmeleri altında inliyorken, İdris es Senusi çıkıp Mısır’a gitti. Arkasından İtalyanlar, yapılan bütün anlaşmaları iptal ettiler. Gittiği yönü, doğu ve batısını bilmeyen ve denizin ortasında yüzen bir gemi gibi terk edildik. Sen de aynı şekilde bizi bırakıp Türkiye’ye gitmeyi tercih ettin. Şunu bilin ki, vallahi, vallahi ve sümme vallahi sizi yakalarınızdan yakalayacağımız günler olacak... Sübhanallah... Tatlı olduğu ve meyve verdiği günlerde vatanınıza sahip çıkıyordunuz da, acıklı günlerde nasıl da terk edip gidiyorsunuz? (…) Yanaklarımızı sulayan acı gözyaşlarımızla, Mısır’dan cephemize döndük. Ancak, şunu iyi biliniz ki, biz Allah’a tevekkül ederek vatanımıza geri döndük ve kanımızın son damlasına kadar dinimizi, vatanımızı ve canlarımızı savunarak asla düşmana teslim olmamak üzere ahdettik. Ancak yine de birçok şeye muhtacız. Özellikle silah, sonra para, yiyecek ve giyeceğe şiddetle muhtacız. Yardımcımız Allah’tır, Allah…”
Direniş güçlerinin halktan yardım görmelerini engellemek için İtalya tarafından bölgedeki hayvanlar telef edilmekte, mahsuller, ürünler zarara uğratılmakta ve ormanlar yakılmaktaydı. Ormanlıkların ateşe verilip, ortadan kaldırılması sonucu, gerilla güçlerinin seyri kolaylıkla kontrol edilebilir hale gelmişti. İtalyanlar sadece 1923–1929 yılları arasında 141.766 küçük ve büyük baş hayvanı katlettiler. Yine bu yıllar şehit edilen mücahit rakamı İtalyan verilerine göre 4,329’du.
Fakat bütün önlemlere rağmen Libya halkının direnişi, Senusi mukavemeti kırılamıyordu. Roma hükümeti beş sene içinde Sireneyka’ya beş vali göndermek zorunda kaldı; Bongiovanni, Mombelli, Teruzzi, Siciliani ve son olarak meşhur Graziani…

Dostları bile ihanet etti
İtalyanlar vatanını savunan mücahitlere karşı başarılı olamayınca onları içten yıkmayı denemeye karar verdiler. On üç kabile şeyhi satın alındı. Ayrıca en yakın dostları dahi Çöl Arslanı’na ihanet etti. Satın alınan şeyhler eğer İtalyanlara teslim olmazsa kendisi ile savaşacaklarını bile söyleyebildiler. Fakat bu lider kat’i azim ve kararlılığını korumaya devam etti.
En son gelen komutan, en acımasız komutan Graziani; Senusi tekkelerini kapattı, şeyhlerini sınır dışı etti ve malvarlıklarına el koydu. Seyyar mahkemeler kurup halka kan kusturdu. Bu mahkemelerin çoğu idam ile neticelendi. Tüm ülkeyi abluka altına alıp Mısır sınırında üç yüz kilometrelik bir alanı dikenli örgülerle sardı. Toplama kamplarını genişletti ve bütün bir ülkeyi abluka altına aldı. Kamplardaki yaşama koşulları tam bir vahşet örneğiydi. Bu kadar insanın dörtte birini bile doyuracak erzak yoktu. Esirler ve gasp edilen hayvanlar arasında ölüm oranı tüyler ürperticiydi.

Zulümde sınır tanımıyorlardı
İtalyanların ulaşamadığı tek toprak parçası Kufra’ydı. 1930’un sonlarında yapılan hazırlıklardan sonra, 1931 Ocak ayında çöl aşıldı ve Kufra düştü. İtalyanların burada yaptığı katliam, işkence ve tecavüzler dillere destandır. Graziani, teslim olan halkın gözleri önünde Kur’an-ı Kerim’i paramparça edip ayaklarının altında çiğneyerek “Haydi, çağırın da (hâşâ) bedevi peygamberiniz yardımınıza gelsin” demiş; ertesi günü şehrin ileri gelen uleması uçaklardan atılmış, vahadaki bütün hurma ağaçları kesilmiş, kuyular yakılmış, Mehdi Senusi’ye ait tarihi kütüphane alevlere teslim edilmiş ve insanların namusları kirletilmişti...
Graziani’nin yaptığı her şeye rağmen O, davasından vazgeçmedi ve şu sözleri sarf ederek düşmanının esas görüntüsünü çizmişti:  “Şayet Bingazi’den Cabel’ül Ahdar’a doğru gürleyen bir aslan sesi işitirseniz, sakın korkmayın. Zira olaylar ve zafer dolu günler size aslan kürkü içinde yatan bir eşeğin olduğunu gösterecektir.”
İtalya güçlü bir istihbarat ve zekâ nedeni ile Libya’da hep boğuldu. Komutan Badoglio, onun için şu sözleri sarf etmek zorunda kalmıştır: “Bu direniş bir kişinin omuzlarındadır. Ömer Muhtar, bu işi kimseye bırakmamaktadır. Çok başlı durumlarda kıskançlık ve iç çekişmeye imkân olsa da, disiplinli dava arkadaşları buna fırsat bırakmıyorlar. Her zaman ve durumda, sözü emir sayılmaktaydı. Savaş aleyhine geliştiğinde, güçlü haber alma servisi sayesinde, savaşa ara veriyor. Bize gelen bilgileri dahi yönlendirebiliyor.”
Kufra’nın elden çıkmasıyla çember daralmış ve Senusilerin elinde sadece Cebel’ül Ahdar kalmıştı. Bu durumla ilgili olarak Muhammed Esed’e ise şu sözleri söylemişti: “Sen de görüyorsun ya evlat, gerçekten biz artık bize tanınan vadenin sonuna gelmişiz. Savaşıyoruz, çünkü düşmanı bu topraklardan söküp atıncaya kadar ya da bu uğurda ölünceye kadar imanımız ve özgürlüğümüz için savaşmak zorundayız. Başka yolu yok. Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz. Kadınlarımızı, çocuklarımızı Mısır’a gönderdik ki, Cenab-ı Allah bizi ölüme çağırdığı zaman arkamıza dönüp bakmayalım.”

“Hüküm ve karar yalnız Allah’ındır”
Ve 11 Eylül 1931... Sılanta mevkiinde iken İtalyan istihbaratı onun varlığını haber almıştı. Vadiyi her yönden saran kuvvetlerin oluşturduğu çemberi yarmanın imkânı yoktu. Mücahitler son nefeslerine kadar çarpıştılar. Burada yaralandı ve esir düştü. İtalyan birliklerinin genel kumandanı Graziani’nin karşısına çıkartıldı. Bu görüşmede İzzet-i İslamiyesi ile öyle harika cevaplar vermiştir ki, bu taş kalpli general onun hakkında şunları yazacaktır: “Odama girdiği andan çıkıp gittiği ana kadar onun vakar ve haysiyetine son derece hayranlıkla bakıp durdum. Onun tavır ve davranışlarını çok beğendim ve hayran kaldım.”
Mücahitlerin teslim olması teklifini ret etti. 15 Eylül 1931 günü İtalyan sıkıyönetim mahkemesi tarafından göstermelik bir duruşmaya çıkarıldı. Ve Graziani’nin daha önceden emrettiği gibi idam kararı veren mahkemenin yüzüne şu tokadı savurdu: “Hüküm ve karar yalnız Allah’ındır. Sizin bu sahte ve uydurma hükmünüzün hiçbir geçerliliği yoktur. İnna lillah ve inna ileyhi raciun. (Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz.)”
Aynı gün toplama kamplarından getirilen binlerce Libyalının gözleri önünde gayet sakin ve korkusuzca idam sehpasına çıktı. Fecr suresinin son ayetlerinden, “Ey huzura ermiş nefis! Razı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön” ayetleri dilindeydi... Özgürlüğü için her şeyi göze aldığı yeşil dağlarına son bir kere daha baktı ve bir milleti yetim bırakarak ebed âlemine doğru kanatlandı.
"Biz asla teslim olmayız. Ya kazanırız, ya ölürüz. Bizden sonraki nesillerle de savaşacaksınız. Bana gelince, ben cellâtlarımdan daha uzun yaşayacağım."  Ömer Muhtar.

16/8/2007

MUTLULUĞUN SIRRI..

Hepinizi çok ama çok seviyoruz sevgili kardeşlerim, can dostlarım, gönül dostlarım..Hepinizin sonsuz mutluluklara ulaşmanızı diliyoruz Allah’u Tealadan..

   Allah’ın dizaynı açık ve kesin bir dizayn sevgili kardeşlerim..Sadece huzur içinde olmanızı, mutlu olmanızı istiyor..Unutmayın ki mutlu olmanın yolu başkalarını mutlu etmekten geçer..Başkalarını hangi ölçüde mutlu edebiliyorsanız o kadar mutlu olabilirsiniz..Öyleyse hepinizi çok seviyoruz..Bu sevgimizin her zaman var olduğunu düşünün, hepinizi muhtevasına aldığını düşünün..Sevelim ve sevilelim sevgili kardeşlerim..Eyer seversek, sevilirsek o zaman mutlu oluruz..Mutluluğun sevgiden başka yolu yoktur..Hiç kimse nefret ederek mutlu olamaz..Nefret etmek zaten mutsuzluğun simgesidir..Nefret mutsuzluğu kamçılayan, oluşturan temel faktörlerden birisidir..Neden insanlar birbirine düşman olurlar?. Nefslerindeki afetler sebebiyle..

   Sevgili kardeşlerim, can dostlarım, gönül dostlarım..Allah yolunda başkalarına hizmet etmek için yaşayın..Unutmayın ki siz başkaları için ne yapabilirseniz, başkalarını hangi ölçüde mutlu ederseniz, onlara hangi ölçüde onları mutlu edecek şeyler ulaştırabilirseniz Allah’da size o kadar mutluluk verir..Öyleyse başkaları için yaşamaya başlayın..Eyer başkaları için yaşarsanız çok güzel şeyler olduğunu göreceksiniz..Başkaları için yaşarsanız, her şeyin en güzel standartlarda gerçekleşeceğini göreceksiniz..

   Sevgili kardeşlerim, can dostlarım, gönül dostlarım; sevin..Düşman taraflar görürseniz sakın o düşman taraflardan birinin yanında olmayın..İkisininde yanında olun..Ve mutlaka ikisinin arasını yapmaya çalışın..Onları bir birine dost kılmaya çalışın..Her ikisinede dost olun, onlarıda birbirine dost kılın..Öğrensinler ki eyer sevmezlerse mutlu olamazlar..Konunun kaynağı sevmek sevgili kardeşlerim..Allah için olmalısınız..Allah için yaşamalısınız..Allah için hem güzelliklerin sahibi olmalısınız, hemde bu güzellikleri etrafınıza dağıtmalısınız..İnsanların mutluluğu sizin temel dizaynınız içinde olmalı..

   Sevgili kardeşlerim, can dostlarım, gönül dostlarım; Allah’a sonsuz hamd ve şükrediyoruz ki sizlerle birlikteyiz..Sizlerle birlikte bir mutluluğu yaşıyoruz, huzuru yaşıyoruz..Her şey o kadar güzel ki; sizlerle birlikte başka insanlara huzur vermek için el eleyiz sevgili kardeşlerim..Onlar bilmiyorlar..Allah’ı tanımıyorlar..Sevmeyi bilmiyorlar..Çünkü çocukluklarından beri nefretle büyüdüler..Ve bir karanlık dünyada yaşıyorlar..

   Sizler güneşlerin açtığı, lodosların estiği, poyraz rüzgarlarının, fırtınaların estiği deyil, okşayıcı lodos rüzgarlarının estiği bir güzel dünyada yaşıyorsunuz..Başkalarına da öğretin..Onlara sorun neden mutsuz olduklarını..Biz deyin size mutluluğun yolunu gösterebiliriz..Sizi mutlu edecek olan biz deyiliz Allah’tır..Ama siz buna layık olmak için çalışmak mecburiyetindesiniz..Liyakatınız konusunda ne kadar çalışırsanız, hedefe o kadar yürüyebilirsiniz..

SOHBET KÖŞESİ


Blogcu ile yapıldı